L-1 Vizesi: Yeni Ofis Açan Şirketler İçin Vaka Analizi

L-1 Vizesi: Yeni Ofis Açan Şirketler İçin Vaka Analizi

Av. Yasin Bilgehan Akalan
Göçmenlik Hukuku Uzmanı – Akalan Law Firm

ABD ofisinde L-1 Vizesi ile şirket içi transfer kapsamında el sıkışan yöneticiler

 ▶️ 1. Giriş: ABD Enerji Pazarında Yol Almak

▶️ 1. Giriş: ABD Enerji Pazarında Yol Almak

L1 Vizesi yoluyla, İstanbul merkezli bir  firmanın Ar-Ge direktörünü Boston’daki ABD operasyonuna transfer etme girişiminde bulunduğunu varsayalım. ABD Vatandaşlık ve Göçmenlik Hizmetleri (USCIS), şirketin ABD’deki ofisinin yeterince “yerleşik” kabul edilmediği gerekçesiyle ek kanıt talep etmiş olsun. Gerekli belgelerin sunulmasının ardından başvuru onaylanmış olsa da, bu süreç şirketin ABD’deki operasyonel planlarını belli bir süre geciktirebilir. Bu örnekle, L1 vizesinin yalnızca bir göçmenlik prosedürü değil, aynı zamanda dikkatle yönetilmesi gereken stratejik bir planlama alanı olduğunu göstermek istiyoruz.

L-1 vizesi, Amerika Birleşik Devletleri’nde şirket içi transferler için tasarlanmış bir göçmen olmayan vize kategorisidir ve yabancı uyruklu çalışanların uluslararası ofislerden ABD’deki operasyonlara transferini kolaylaştırır. Diğer vize türlerini etkileyen sayısal kotalara tabi olmaması nedeniyle, çok uluslu şirketler arasında özellikle kilit personelin ABD’ye transferinde yaygın olarak tercih edilmektedir. L-1 vizesinin iki alt kategorisi bulunmaktadır: yönetici ve üst düzey yöneticiler için L-1A, özel uzmanlık bilgisine sahip çalışanlar için ise L-1B. Başvurunun onaylanması gerekli olmakla birlikte, bu durum ABD’ye girişin otomatik olarak garanti edildiği anlamına gelmez; başvuru sahibinin seyahat etmeden önce pasaportuna vizenin basılması gerekmektedir. L-1 vizesi göçmen olmayan bir vizedir ve ABD’de geçici süreli çalışma amacı taşır.

Bu makalede, şirket içi transfer vizesi olan L1 vizesi, merkezi Almanya’da bulunan uluslararası bir yenilenebilir enerji şirketinin kritik bir dönüşüm sürecini ele alan tamamen varsayımsal bir vaka analizi üzerinden incelenmektedir. Berlin merkezli, uluslararası faaliyet gösteren ve Houston, Teksas’ta operasyonel bir merkez kurmayı hedefleyen kurgusal bir şirketin varsayılan faaliyetleri etrafında şekillenen bu çalışma, şirket içi transfer sürecinin hukuki ve stratejik boyutlarını analiz etmek amacıyla geliştirilmiştir. Gerçek kişi veya kurumlara dayanmayan bu senaryo, doğru şekilde yapılandırıldığında L1 vizesinin ABD enerji pazarına girişte nasıl kritik bir kaldıraç aracı olarak kullanılabileceğini göstermeyi amaçlamaktadır.

Enerji sektöründe faaliyet gösteren çok uluslu şirketler için Amerika Birleşik Devletleri, yatırım ve ticaret açısından önemli bir sınır pazar niteliğindedir. Ancak güçlü bir göçmenlik stratejisi olmadan bu pazara giriş, ciddi gecikmelere yol açabilir.

▶️ 2. Arka Plan: Berlin’den ABD Enerji Koridoruna

▶️ 2. Arka Plan: Berlin’den ABD Enerji Koridoruna

2015 yılında kurulan bu örnek şirket, Avrupa ve Asya genelinde enerji ticareti ve yenilenebilir enerji projeleri konusunda uzmanlaşmış, önde gelen bir yabancı şirkettir. 2024 yılında yabancı işveren, ABD’nin “Temiz Elektrik Yatırım Kredisinden” yararlanmak amacıyla Amerika Birleşik Devletleri’nde ana şirket destekli bir tüzel kişilik kurmaya karar vermiştir. L-1 vizesi kapsamında kilit bir çalışanın ABD’ye transfer edilebilmesi için, ABD’de kurulan şirketin söz konusu çalışan adına L-1 vize başvurusunu yapması gerekmektedir; çalışanların kendi adlarına başvuru yapmaları (self-petition) mümkün değildir.

Mevcut Durum
  • Statü: Yabancı şirketin bir şube ofisi olarak yeni kurulmuş bir ABD tüzel kişiliği
  • Hedef: Yeni ofisi yönetmek üzere Global Operasyonlar Direktörünün transfer edilmesi
  • Gereklilik: Berlin merkez ofisi, Teksas’taki şube ofisi ve şirketin yurt dışındaki diğer şubeleri arasında nitelikli (qualifying) bir ilişkinin tesis edilmesi

L-1 vizesi, çok uluslu şirketlerin belirli çalışanlarını yurt dışındaki ofislerinden geçici olarak ABD’de çalışmak üzere transfer etmelerine olanak tanır.

L-1 vizesi şartlarının sağlanabilmesi için, ABD’deki tüzel kişilik ile yabancı şirket arasında ana şirket–bağlı ortaklık, iştirak, şube, bağlı kuruluş veya ortak bir ana şirket tarafından sahip olunan kardeş şirket ilişkisi gibi nitelikli bir kurumsal bağ bulunmalıdır. Şirket, yabancı şubeleri ve Teksas’taki şube ofisi dâhil olmak üzere bu ilişkileri sürdürerek L-1 vizesi için uygunluk sağlar.

▶️ 3. Sorunun Tanımı: “Yeni Ofis” Engeli

▶️ 3. Sorunun Tanımı: “Yeni Ofis” Engeli

Temel zorluk, henüz aktif operasyonlarına başlamamış bir şirket adına onaylanmış bir toplu başvuru (blanket petition) veya bireysel bir L-1A vizesi elde edilmesiydi. ABD Vatandaşlık ve Göçmenlik Hizmetleri (USCIS)  servis merkezlerindeki görevliler, “Yeni Ofis” başvurularını daha sıkı bir incelemeye tabi tutmakta ve vize başvuru sahibinin gerçekten yönetici veya üst düzey yönetici rolünde mi çalışacağı yoksa günlük operasyonel görevleri mi yerine getireceği konusunda sıklıkla tereddüt yaşamaktadır.

USCIS dilekçeyi onayladıktan sonra, bir ABD büyükelçiliği veya konsolosluğundaki konsolosluk görevlisi vize başvurusunu inceleyerek vizenin verilip verilmeyeceğine ilişkin nihai kararı verir.

L-1 vizesinin işlem süreleri değişkenlik gösterebilmekle birlikte, H-1B vizesinden farklı olarak yıllık sayısal bir kotaya tabi değildir. Bu durum, işverenlerin ihtiyaç duydukları zaman L-1 başvurusu yapabilmelerine olanak tanır ve L-1 vizesini, kura sistemine tabi olan H-1B’ye kıyasla daha öngörülebilir ve güvenilir bir seçenek hâline getirir.

L-1 Vizesi İçin Uygunluk Kriterleri

L-1 vizesi, çok uluslu şirketlerin kilit personelini yurt dışındaki ofislerinden Amerika Birleşik Devletleri’ne transfer etmeleri açısından hayati öneme sahip bir göçmen olmayan vize kategorisidir. L-1 vizesine hak kazanabilmek için hem vize başvuru sahibinin hem de sponsor işverenin, şirket içi transfer sürecinin bütünlüğünü korumayı amaçlayan belirli şartları karşılaması gerekmektedir.

Çalışan açısından uygunluk, başvurudan önceki üç yıl içinde, ABD dışında yer alan ana şirket, bağlı ortaklık, iştirak veya kardeş şirket gibi nitelikli bir yabancı şirkette en az bir yıl kesintisiz çalışmış olmasına bağlıdır. Bu önceki istihdam, yönetici veya üst düzey yönetici pozisyonunda ya da şirketin faaliyetleri açısından kritik öneme sahip özel uzmanlık bilgisi gerektiren bir rolde gerçekleştirilmiş olmalıdır.

Sponsor işverenin de nitelikli bir kuruluş olduğunu ve yabancı işverenle geçerli bir kurumsal ilişkiyi sürdürdüğünü göstermesi gerekir. Bu, ABD’deki tüzel kişilik ile yabancı şirketin ana şirket–bağlı ortaklık, iştirak ya da tanınmış başka bir kurumsal yapı aracılığıyla bağlantılı olması anlamına gelir. Kuruluş, çalışanın ABD’de kalacağı süre boyunca hem Amerika Birleşik Devletleri’nde hem de en az bir başka ülkede aktif olarak ticari faaliyette bulunduğunu, doğrudan ya da nitelikli kuruluşlar aracılığıyla kanıtlamalıdır.

USCIS tarafından 20 Ekim 2023 tarihinde yayımlanan yeni rehbere göre, tek kişi işletmesi (sole proprietorship) sahibi bir kişi kendi adına L-1 vizesi için başvuru yapamaz. Bunun nedeni, tek kişi işletmelerinin ayrı bir tüzel kişilik oluşturmaması ve işletme sahibi ile işletme arasında geçerli bir işveren–çalışan ilişkisinin bulunmamasıdır. Tek kişi işletmeleri, uygun niteliklere sahip bir çalışan adına L-1 dilekçesi sunabilse de, işletme sahibi bizzat kendisi şirket içi transfer kapsamında L-1 vizesiyle ABD’ye transfer olamaz. Bu durumda olan girişimcilerin, işletme üzerindeki mülkiyet ve kontrol yapılarına uygun alternatif vize seçeneklerini değerlendirmeleri gerekebilir.

Bu kriterlerin karşılanması hâlinde, çok uluslu şirketler L-1 vizesini kullanarak yöneticilerini, üst düzey yöneticilerini veya özel uzmanlık bilgisine sahip çalışanlarını ABD operasyonlarına transfer edebilir; böylece ayrı bir çalışma iznine ihtiyaç duymadan veya diğer vize kategorilerindeki kura sistemine bağımlı kalmadan iş büyümesini ve küresel yetenek hareketliliğini destekleyebilir. Bu yönüyle L-1 vizesi, ABD pazarında varlık göstermek veya faaliyetlerini genişletmek isteyen yabancı şirketler için vazgeçilmez bir araçtır.

L1 VİZESİ İLE H1B VİZESİ KARŞILAŞTIRMASI

L1 vizesi ile H1B vizesi arasındaki karşılaştırma artık sadece bir kıyaslama değil; ABD göçmenlik politikasının değişen ortamında yolunu bulmaya çalışan binlerce yabancı profesyonel için yeni gerçeği tanımlıyor.

▶️4. Metodoloji: Yeni Ofis L-1A Stratejisi

▶️ 4. Metodoloji: Yeni Ofis L-1A Stratejisi

Vaka analizine göre, başarıyı sağlamak amacıyla yönetici ve üst düzey yönetici pozisyonu gerekliliklerine odaklanan kapsamlı bir strateji uygulanmıştır.

Büyük ve köklü çok uluslu şirketler için L-1 vize programı, birden fazla çalışanın transfer sürecini daha verimli hâle getirmek amacıyla blanket (toplu) başvuru yapılmasına olanak tanır. Bu yaklaşım, kuruluşların tek bir dilekçe altında aynı şirkete bağlı birden fazla çalışanı ABD’ye getirmesini mümkün kılar ve iş gücü genişlemesi ile operasyonel ihtiyaçları destekler. Nitelikli çalışanların yanı sıra yöneticiler ve üst düzey yöneticiler de blanket başvurular kapsamında transfer edilebilir.

2025 mali yılından itibaren, L-1 vizesi başvuru sahiplerinin, diğer zorunlu ücretlere ek olarak, vize düzenlenmesi aşamasında “vize bütünlüğü (visa integrity) ücreti” ödemeleri gerekecektir.

Operasyon Merkezinin Tanımlanması

Vaka çalışmasına göre, Houston’da fiziksel bir ofis için kira sözleşmesi güvence altına alınmış ve çok uluslu şirketin faaliyet alanları açıkça tanımlanmıştır. Bu faaliyetler özellikle enerji ticareti ve proje geliştirme üzerine odaklanmıştır.

Yönetici Rolünün Yeniden Çerçevelenmesi

“Teknik” enerji görevlerine odaklanmak yerine, iş tanımı yönetici ve üst düzey yönetici pozisyonuna özgü sorumlulukları vurgulayacak şekilde yeniden yapılandırılmıştır:

  • Stratejik Planlama: ABD pazarı için üst düzey karar alma süreçleri
  • Ekip Oluşturma: Nitelikli çalışanları ve kilit personeli işe alma yetkisi
  • Bütçe Kontrolü: ABD’deki tüzel kişiliğin mali kaynakları üzerinde takdir yetkisi
Kurumsal Bağın Belgelenmesi

Nitelikli kurumsal yapıyı ortaya koyan organizasyon şemaları ve yöneticinin transferden hemen önceki yıllarda Almanya’daki istihdam geçmişine ilişkin belgeler dâhil olmak üzere kapsamlı kanıtlar sunulmuştur.

Toplu (Blanket) Başvurunun Avantajları: Çoklu Transferlerin Kolaylaştırılması

Amerika Birleşik Devletleri’ne birden fazla çalışan transfer etme ihtiyacı bulunan çok uluslu şirketler için L-1 toplu (blanket) başvurusu, göçmenlik sürecini sadeleştiren güçlü bir çözüm sunar. Her bir yabancı çalışan için ayrı ayrı dilekçe sunmak yerine, toplu (blanket) başvuru; ana şirket, bağlı ortaklık veya iştirak gibi nitelikli bir kuruluşun, uygun çalışan transferleri için ön yeterlilik kazanmasını sağlar. Bu yaklaşım, özellikle enerji gibi hızlı hareket edilmesi gereken sektörlerde, özel uzmanlık bilgisine sahip çalışanların ve kilit personelin hızla görevlendirilmesini mümkün kılarak rekabet avantajının korunmasına yardımcı olur.

Onaylanmış bir toplu başvuru sayesinde, çok uluslu şirketler özel uzmanlık bilgisine sahip çalışanları veya yönetici ve üst düzey yönetici pozisyonlarına atanacak personeli daha etkin bir şekilde transfer edebilir. Bu durum, idari yükü azaltırken, tekrarlayan belge sunumu ve uzun inceleme sürelerini asgariye indirerek transfer sürecini hızlandırır. Toplu başvuru, zaman içinde birden fazla çalışanın transfer edilmesini öngören kuruluşlar için özellikle avantajlıdır ve yabancı ofisler ile ABD operasyonları arasında sürekli bir hareketlilik çerçevesi sunar.

Toplu başvuruya hak kazanabilmek için şirketin, yabancı işverenle ana şirket–bağlı ortaklık veya iştirak gibi nitelikli bir ilişkiye sahip olduğunu ve özel uzmanlık gerektiren ya da yönetici/üst düzey yönetici rollerinde çalışan transferine sürekli ihtiyaç duyduğunu göstermesi gerekir. ABD Vatandaşlık ve Göçmenlik Hizmetleri (USCIS) tarafından toplu başvuru onaylandıktan sonra, uygun çalışanlar ilk etapta üç yıla kadar ABD’ye transfer edilebilir; yönetici ve üst düzey yöneticiler için bu süre yedi yıla kadar uzatılabilir.

Süreç, şirketin USCIS’e kurumsal yapıyı, nitelikli ilişkinin niteliğini ve doldurulacak pozisyon türlerini ayrıntılı şekilde açıklayan kapsamlı bir dilekçe sunmasıyla başlar. Onayın ardından, şirket aynı blanket onayı altında birden fazla çalışanın transferini başlatabilir ve bu da bireysel başvurulara kıyasla işlem sürelerini önemli ölçüde kısaltır.

L-1 vizesi sahiplerinin aile bireyleri de bu kolaylaştırılmış süreçten faydalanır. Eşler ve 21 yaşın altındaki evli olmayan çocuklar, asıl vize sahibiyle birlikte ABD’ye gelebilir. Eşler, herhangi bir işveren nezdinde çalışma hakkı tanıyan Çalışma İzni Belgesi (EAD) için başvurabilirken, çocuklar ABD’de eğitim alabilir.

Önemle belirtmek gerekir ki, toplu başvurular dâhil olmak üzere L-1 vize kategorisi, kalıcı oturma iznine (green card) giden bir yol da sunmaktadır. L-1 vizesi sahipleri, çok uluslu yönetici ve üst düzey yöneticiler için öngörülen EB-1C kategorisi kapsamında, işgücü sertifikasına gerek olmaksızın göçmenlik sürecini başlatabilir. Bu “çifte niyet” (dual intent) özelliği, L-1 vizesini hem işverenler hem de ABD’de uzun vadeli fırsatlar arayan yabancı çalışanlar açısından cazip kılmaktadır.

Toplu başvurunun etkin şekilde kullanılması sayesinde, çok uluslu şirketler özel uzmanlık bilgisine sahip çalışanlarını veya yönetici kadrolarını hızlı ve verimli biçimde harekete geçirebilir; böylece ABD pazarındaki büyümeyi ve operasyonel sürekliliği destekleyebilir. Karmaşık çalışan transfer süreçlerinde, deneyimli göçmenlik hizmeti sağlayıcılarıyla çalışmak, L-1 vize programının sunduğu avantajların en üst düzeye çıkarılmasına ve mevzuata tam uyum sağlanmasına yardımcı olabilir.

▶️5. Bulgular ve Sonuçlar: Pazara Başarılı Entegrasyon

▶️ 5. Bulgular ve Sonuçlar: Pazara Başarılı Entegrasyon

Vaka analizinde, yeni ofisin kurulmasıyla bağlantılı olarak yapılan L-1A dilekçesinin onaylandığı ve yönetici ile diğer personel için başlangıçta bir yıllık vize süresinin verildiği varsayılmaktadır. L-1A vizesi sahipleri, en fazla yedi yıla kadar uzatma başvurusunda bulunabilirken, L-1B vizesi sahipleri en fazla beş yıl ABD’de kalabilmektedir. Genel olarak L-1 vizesi kapsamında yapılacak uzatmalar, belirli şartlar dâhilinde azami yedi yıla kadar kalış hakkı tanıyabilir. L-1 vizesi, sunduğu esneklik ve daha az kısıtlama nedeniyle, çok uluslu şirketler tarafından H-1B vizesine kıyasla giderek daha fazla tercih edilmektedir.

Ölçülebilir Sonuçlar:
  • İstihdam: Üç yabancı çalışan ve yerel uzmanlardan oluşan bir ekip başarıyla işe alınmıştır.
  • Ticari Başarı: İki büyük ölçekli enerji ticareti anlaşması imzalanmıştır.
  • Gelecek Yol Haritası: EB-1C (Green Card) kapsamında kalıcı oturum için gerekli altyapı oluşturulmuştur. L-1 vizesi, “çifte niyet” (dual intent) özelliği sayesinde green card başvurusuna olanak tanır; özellikle L-1A kategorisindeki yönetici ve üst düzey yöneticiler, EB-1C göçmen vizesi için uygunluk sağlayarak kalıcı oturuma daha hızlı geçiş yapabilirler.

▶️6. Değerlendirme: Strateji Neden Başarılı Oldu

▶️ 6. Değerlendirme: Strateji Neden Başarılı Oldu

Vaka analizine göre, başvuru sürecinde L-1A vizesinin H-1B veya E-2 vizesine kıyasla önceliklendirilmesi kritik bir rol oynamıştır. H-1B vizesinin kota sınırlamaları ve kura sistemi kaynaklı riskler nedeniyle elendiği, E-2 vizesinin ise şirketin mülkiyet yapısıyla uyumlu olmayabileceği değerlendirilmiştir.

L-1 vizesi başvuru süreci, USCIS’e Form I-129 ile dilekçe sunulmasıyla başlar. Ayrıca bazı başvuru sahipleri, daha hızlı karar süreleri sağlayan premium processing hizmetinden yararlanabilir. L-1 vizesinin işlem süresi, genellikle yoğunluk ve ek belge talepleri (RFE) nedeniyle gecikmeler yaşanan H-1B vizesine kıyasla daha kısadır. USCIS onayının ardından, vize düzenlenmesi ABD büyükelçiliği veya konsolosluğunda tamamlanır ve bu süreç ABD vatandaşlık ve göçmenlik mevzuatına tabidir.

Güçlü Yönler:
  • “Yönetsel” görevler ile “operasyonel” görevler arasında net bir ayrım yapılması
  • Yenilenebilir enerji alanındaki büyümeye ilişkin USCIS beklentileriyle uyum
Zayıf Yönler:
  • Yeni ofisler için ilk vize süresinin bir yıl ile sınırlı olması ve bu nedenle uzatma süreci için hızlı bir büyüme ivmesinin zorunlu hâle gelmesi

▶️ 7. Sonuç:

▶️ 7. Sonuç:

Bu vaka, çok uluslu şirketler açısından L-1 vizesinin yalnızca bir göçmenlik aracı değil, aynı zamanda stratejik bir iş aracı olduğunu ortaya koymaktadır. Başarı, yalnızca doğru evrak sunumuyla değil, açık ve tutarlı bir iş modeliyle elde edilir.

Temel Çıkarımlar:
  1. Erken Planlama: L-1 dilekçenizi uzun vadeli bir green card stratejisiyle uyumlu hâle getirin; zira green card, ABD’de kalıcı olarak yaşama ve çalışma hakkı sağlar.
  2. Pozisyonun Net Tanımı: RFE (Ek Delil Talebi) risklerini önlemek için pozisyonun açıkça yürütücü/yönetici nitelikte olduğundan emin olun.
  3. Premium Processing Kullanımı: Hızın kritik olduğu enerji sektöründe, operasyonel aksaklıkları önlemek adına premium processing çoğu zaman maliyetine değen bir yatırımdır.
  4. Aile Üyeleri İçin Avantajlar: Eşler ve çocuklar, L-1 vizesi sahibine ABD’de eşlik edebilir. L-2 statüsündeki eşler, herhangi bir işveren için sınırsız çalışma hakkı tanıyan Çalışma İzni Belgesi (EAD) alabilir. Bu durum, H-4 vizesi kapsamındaki eşlerin çalışma kısıtlamalarına tabi olduğu H-1B vizesine kıyasla önemli bir avantajdır.

 

Tavsiyeye mi ihtiyacınız var?
Randevu alın!

Akalan Law Firm, PLLC
All Rights Reserved © 2024