Göçmenlik Hukuku Uzmanı
Akalan Law Firm
Göçmenlik uyumu, uzaktan çalışma ile birlikte çok daha karmaşık hale geldi. Bunun nedeni, işimizi nerede ve nasıl yaptığımızı yeniden değerlendirmemize yol açan küresel ve hibrit çalışma düzenlemeleridir. H-1B, E-3 veya H-1B1 vizelerine sahip yabancı çalışanlar ofis dışında herhangi bir yerden çalışmaya karar verdiğinde, göçmenlik hukuku açısından işler aniden çok daha karmaşık hale gelir. Bu durum, birçok işverenin farkında bile olmadığı bir dizi vize uyum yükümlülüğünü tetikler.
Buradaki riskler oldukça yüksektir, bunu özellikle belirtmek gerekir. Göçmenlik uyumunu sürdürmezseniz, çalışanlarınızdan birinin çalışma iznini kaybetme riskiyle karşı karşıya kalırsınız veya daha da kötüsü, bir denetim sırasında Çalışma Bakanlığı (DOL) tarafından para cezaları veya yaptırımlarla karşılaşabilirsiniz. Açık konuşmak gerekirse, DOL, vize uyumu uygulamalarınızı yakından inceleyecektir. Buna çalışma lokasyonları, iş sınıflandırması ve ücret seviyelerine ilişkin DOL kurallarına uyumunuz da dahildir. Ayrıca, bir vize sahibinin çalıştığı her bir lokasyonun, Labor Condition Application (LCA) ve başvurular aracılığıyla uygun şekilde belgelenmesi gerekmektedir.
Bu yazıda, uzaktan çalışma kapsamında göçmenlik uyumunu nasıl yöneteceğinizi adım adım ele alacağız. Hibrit çalışma modellerinde yaygın riskleri nasıl tespit edeceğinizi öğrenecek ve hem organizasyonunuzu hem de küresel iş gücünüzü koruyacak kapsamlı bir uyum kontrol listesi sunacağız.
Peki göçmenlik hukuku uzaktan çalışma hakkında ne söylüyor? Görünen o ki “çalışma yeri” aslında vize sahibinin işini yaptığı yerdir. Elbetteki, bu her zaman ofis olmak zorunda değildir. Bir kişi evden çalışmaya başladığında, ev adresi göçmenlik ve iş hukuku açısından bir “çalışma sahası (worksite)” haline gelir. İşin yapıldığı spesifik bölge, göçmenlik statüsü ve vize uyumu açısından büyük önem taşır. Çünkü bir kişi lokasyon değiştirirse, göçmenlik başvurusunun güncellenmesi gerekebilir ve bu da uygunluk durumunu etkileyebilir. Bu durum, ofiste çalışılıyormuş gibi belirli uyum yükümlülüklerini devreye sokar.
Konsolosluk görevlileri, DS-160 formunda belirtilen çalışma yerinin, işverenin LCA üzerindeki onaylı lokasyonu ile uyumlu olup olmadığını sürekli kontrol eder. Bu noktada tutarlılık şarttır. Yetkisiz uzaktan çalışmaya izin verirseniz, çalışanın vize statüsünü riske atabilirsiniz. Uzaktan çalışma yaygınlaştıkça ABD hükümeti denetimleri daha da sıkılaştıracaktır.
Göçmenlik düzenlemeleri, uluslararası çalışanların uzaktan çalışması söz konusu olduğunda oldukça katıdır. Çünkü çalışma iznini belirli lokasyonlara ve işverenlere bağlar. (20 CFR § 655.715)
H-1B vizesi oldukça katı çalışma sahası (worksite) gerekliliklerine sahiptir. H-1B çalışanları yalnızca H-1B başvurusunda ve buna eşlik eden Labor Condition Application (LCA) içinde belirtilen lokasyonlarda çalışabilir. Belirli vize türü, uzaktan çalışma kapsamında hangi çalışma lokasyonlarının ve uyum gerekliliklerinin geçerli olduğunu belirler. Çünkü her kategori kendi kurallarına sahiptir. Bir H-1B çalışanı, metropolitan alan dışındaki bir lokasyona geçmek isterse, yeni lokasyonda çalışmaya başlamadan önce değiştirilmiş (amended) bir başvuru sunması gerekir.
L-1 ve TN vizeleri ise biraz daha esnektir. LCA gerektirmezler, bu da çalışma lokasyonlarının değiştirilmesini kolaylaştırır. L-1 vizesi sahipleri çoğu durumda değiştirilmiş bir başvuru yapmadan ofisten uzaktan çalışma lokasyonuna geçebilir. Ancak Dolandırıcılık Tespiti ve Ulusal Güvenlik (FDNS) birimi her zaman bir L-1 çalışma lokasyonuna saha denetimi yapmak için gelebilir.
O-1 vizesi sahipleri de aynı başvuru sahibi veya temsilci altında aynı işi yapmaya devam ettikleri sürece uzaktan çalışabilir. Ancak görevlerde veya lokasyonda önemli değişiklikler, değiştirilmiş başvuru gerektirebilir.
Çalışanların zamanlarını ofis ve uzaktan lokasyonlar arasında paylaştığı hibrit düzenlemeler, tüm yasal ve idari yükümlülüklerin yerine getirildiğinden emin olmak için yakından izlenmelidir.
Herhangi bir değişiklik yapmanız gerekip gerekmediğini belirleyen unsur Metropolitan Alandır. (MSA)’dır. Eğer çalışanın evi, onaylı LCA’da belirtilen ofis lokasyonu ile aynı MSA içindeyse, H-1B değişikliği (amendment) yapmadan evden çalışabilir. Ancak yine de orijinal LCA’nın yeni ev-ofis lokasyonunda en az 10 iş günü boyunca ilan edilmesi gerekir.
Ev lokasyonu MSA dışında ise, yeni bir LCA ve yeni ev çalışma sahasını belirten değiştirilmiş bir H-1B başvurusu sunmanız gerekir. Kısa süreli yerleştirme istisnası, H-1B çalışanlarının listelenmemiş sahalarda 30 güne kadar çalışmasına izin verir. Ancak belirli şartlar sağlanırsa bu süre bir yıl içinde 60 güne kadar uzatılabilir.
2024’te ABD’ye kabul edilen göçmenlerin yaklaşık %40’ı çalışma vizeleriyle geldi. 2013’ten bu yana çalışma vizelerine yönelik başvurular keskin biçimde arttı; ancak yıllık vizelerdeki kota ve kontenjanlar aynı hızda genişlemedi. Bu nedenle talep, arzın üzerine çıkarak başvuru başına düşen başarı oranını azalttı ve rekabeti önemli ölçüde artırdı.
Çalışma Koşulları Başvurusu (LCA), yabancı çalışanların istihdam bölgesindeki belirli bir meslek için geçerli olan hâkim ücretten (prevailing wage) en az o kadar maaş almasını sağlar. İşverenler, H-1B, H-1B1 ve E-3 kategorileri için Çalışma Bakanlığı’na LCA başvurusu yapmak zorundadır. Her LCA; çalışma sahası lokasyonlarını, teklif edilen ücretleri ve istihdam süresini belirtir. Çalışanlar evden çalışsa bile, bildirimlerin yayımlanması gerekir. Bu, girişlerde veya apartmanlarda ortak ilan panolarında yapılabilir.
Yabancı çalışanlarla uzaktan çalışma düzeni kurmak, işverenler için kritik öneme sahiptir. H-1B, L-1 veya O-1 gibi vizelere sahip çalışanlar yalnızca göçmenlik kurallarına değil, aynı zamanda birçok iş hukuku gerekliliğine de tabidir. İşverenler, minimum ücret, fazla mesai ve doğru kayıt tutma kurallarını belirleyen Adil Çalışma Standartları Yasası (FLSA) gibi federal ve eyalet yasalarına uyum sağlamalıdır; bu kurallar çalışan uzaktan çalışsa bile geçerlidir.
Uzaktan iş gücünü yönetmek; çalışan yan hakları, işçi tazminat sigortası ve işsizlik sigortası uygunluğu gibi konuları da önemli ölçüde etkileyebilir. Örneğin, bir yabancı çalışan farklı bir eyaletten çalışıyorsa, işverenin yerel düzenlemelere uyum sağlamak için yan haklar ve sigorta politikalarını yeniden değerlendirmesi gerekebilir. İş görevleri, çalışma saatleri ve ücretlerin açık ve doğru kayıtlarının tutulması da son derece önemlidi. Bu, doğru ücret ödendiğini kanıtlamak ve olası anlaşmazlıkları veya cezaları önlemek için gereklidir.
Bu kadar çok çakışan kuralın bulunduğu bu karmaşık ortamda, işverenlerin hem göçmenlik hem de iş hukuku açısından doğru hareket ettiklerinden emin olmak için deneyimli bir göçmenlik avukatıyla çalışmaları önerilir. Bu, özellikle çalışanların zamanlarını ofis ve uzaktan çalışma arasında böldüğü hibrit modellerde daha da önemlidir. Proaktif planlama yaparak ve uzaktan çalışanları süreç hakkında bilgilendirerek, işverenler yasalara uygun kalabilir ve olası risklerden kaçınabilir.
Bir çalışan göçmenlik ekibini bilgilendirmeden yeni bir lokasyona taşındığında ciddi sorunlar ortaya çıkar. İnsan kaynakları (HR) bordro ve iç sistemleri sürekli günceller, ancak göçmenlik avukatını bilgilendirmeyi her zaman ihmal edebilir. Bu durum; yeni lokasyonda LCA bildiriminin yayımlanmaması ve gerekli Public Access File belgelerinin eksik olması gibi birçok soruna yol açar. Ardından, çalışanın vizesini uzatmaya çalıştığınızda, USCIS’in eyalet vergi kayıtlarını onaylı çalışma lokasyonlarıyla karşılaştırması nedeniyle yüksek para cezalarıyla karşılaşabilirsiniz.
Bu tür durumların önüne geçmek için işverenler, çalışanların ülke dışından çalışmak istemesi halinde önceden resmi onay almalarını sağlamalıdır.
Ülkenin farklı bölgelerinde geçerli ücretler (prevailing wage) ciddi şekilde farklılık gösterir. Adres değişikliğini DOL’a bildirmezseniz, doğru ücretin ödenmediği her yıl için geriye dönük ödeme (backpay) talepleriyle karşılaşabilirsiniz. DOL bu konuda son derece katıdır ve adres değişikliğinin bildirilmemesi ciddi bir ihlal olarak kabul edilir.
H-1B çalışanları müşteri sahasında görevlendirildiğinde, işverenin işin gerçek ve süre boyunca tutarlı olduğunu kanıtlayabilmesi gerekir. İşverenler, çalışan için sözleşmeler ve iş planları (itinerary) sunmak zorundadır. Eğer çalışan, göçmenlik belgelerinde yer almayan bir sahada çalışıyorsa, bu durum ciddi sorunlara yol açabilir. DOL bu konuda oldukça katıdır ve gerekliliklerin yerine getirilmemesi para cezalarına ve yaptırımlara neden olabilir.
Yanlış iş sınıflandırması ciddi bir sorundur, özellikle çalışan uygun belgeler olmadan farklı bir lokasyona taşındığında. Örneğin, bir pozisyonun “Marketing Specialist” olarak sınıflandırılması, ancak çalışanın aslında “Marketing Manager” işi yapması, ücretlerin eksik ödenmesine yol açabilir. Bu durum, çalışan daha yüksek geçerli ücretin olduğu bir bölgeye taşındığında daha da büyük bir problem haline gelir. Bu tür hatalar DOL denetimlerini tetikleyebilir ve uyum risklerini artırır.
Bir çalışan başka bir eyaletten uzaktan çalışıyorsa, işveren o eyaletin iş yasalarına da uyum sağlamak zorundadır. Bu yasalar çalışanın ana eyaletinden farklı olabilir. Buna minimum ücret ve yan haklar da dahildir. İşveren, çalışanlarının bulunduğu tüm eyaletlerdeki düzenlemelere uygun hareket etmelidir.
Buna ek olarak, işverenler çalışanın fiziksel olarak bulunduğu ülkenin yasalarını da dikkate almalı ve bu yasalara da uyum sağlamalıdır.
Uzaktan çalışma düzenlemeleri, yabancı çalışanların green card ve daimi oturum başvuruları üzerinde önemli etkilere sahip olabilir. Bir çalışan daimi oturum başvurusunda bulunuyorsa, iş lokasyonu veya çalışma düzenindeki herhangi bir değişiklik, uygunluk durumunu etkilememesi için dikkatle değerlendirilmelidir. USCIS, green card başvurusu için sunulan iş teklifinin geçerli kalmasını ve çalışanın başvuruda belirtildiği şekilde ABD’de çalışmayı planlamasını şart koşar.
Uzaktan çalışma düzeni, çalışanın farklı bir lokasyondan çalışmasını gerektiriyorsa, işverenin LCA’yı güncellemesi veya revize edilmiş iş teklif mektubu gibi ek belgeler sunması gerekebilir. Bu durum özellikle PERM tabanlı green card süreci için kritiktir. Çünkü iş lokasyonu ve görevlerin sertifikada belirtilenle uyumlu olması gerekir. İşverenlerin, yapılan değişiklikleri değerlendirmek ve uzaktan çalışma düzenlemesinin çalışanın green card veya daimi oturum başvurusunu riske atmadığından emin olmak için bir göçmenlik avukatına danışmaları önerilir.
Proaktif planlama yaparak ve deneyimli göçmenlik avukatlarıyla çalışarak işverenler, yabancı çalışanlarının uzun vadeli göçmenlik hedeflerini desteklerken aynı zamanda tüm ilgili düzenlemelere uyum sağlayabilir.
ABD Vatandaşlık ve Göçmenlik Hizmetleri (USCIS), göçmenlik ihlallerini tespit etmek için birkaç farklı yöntem kullanır. Örneğin, yetkisiz yer değişikliklerinin olup olmadığını anlamak için vergi beyanlarını çalışma lokasyonlarıyla karşılaştırabilirler. Ayrıca, çalışanların vize başvurularında belirtilmeyen lokasyonlardan çalışıp çalışmadığını görmek için vize başvurularını adres verileriyle karşılaştırırlar.
DOL ve USCIS, kuralları ihlal eden işverenleri tespit etmek için birlikte çalışır. Bu nedenle çalışan taşınmalarını bildirmiyorsanız veya iş rollerini yanlış sınıflandırıyorsanız, bu denetim kurumlarının radarına girebilirsiniz. Veri paylaşımı ve yeni teknolojilerin entegrasyonu sayesinde tespit mekanizmaları giderek daha sofistike hale gelmiştir. Denetim kurumları artık bu araçları kullanarak işverenlerin göçmenlik programlarına uyumunu incelemekte ve sponsorluk ile çalışma uygulamalarının düzenleyici standartlara uygun olup olmadığını doğrulamaktadır.
USCIS, mevcut vize başvurularını önceki göçmenlik kayıtlarıyla karşılaştırarak çift kontrol yapar. Bunlar arasında Dışişleri Bakanlığı’nın vize başvuruları (DS-160), Gümrük ve Sınır Koruma’nın seyahat kayıtları ve daha önce L-1 ve E-2 vize kategorileri kapsamında sunulan başvurular yer alır. Hatta yeni H-1B başvuruları, değişiklikleri ve uzatmaları incelerken çalışanların eyalet vergi kayıtlarını dosyadaki ikamet adresleriyle karşılaştırırlar. Sistemleri; seyahat geçmişi, vize kayıtları, sınır giriş-çıkış verileri, önceki başvurular ve denetim sonuçları gibi birçok unsuru bir araya getirir ve bunları karşılaştırır. Herhangi bir tutarsızlık veya yasal statüyle ilgili sorun tespit edilirse, bu durum işveren değişikliği başvurularının değerlendirilmesini etkileyebilir.
DOL, Eylül 2025’te Project Firewall adlı bir girişim başlattı ve Kasım 2025 itibarıyla 175 soruşturma başlatılmıştı. Dolandırıcılık Tespiti ve Ulusal Güvenlik (FDNS) birimi, başvurularda yer alan bilgileri doğrulamak için haber vermeden saha ziyaretleri gerçekleştirir. Amaç, şirketin kurallara uyup uymadığını kontrol etmek ve olası usulsüzlükleri tespit etmektir. Saha denetimi yapan kişiler, şirketin uyum süreçlerindeki eksiklikleri tespit edebilmek için özel eğitim alır. Göç ve Gümrük Muhafaza (Immigration and Customs Enforcement -ICE) da Form I-9 denetimleri sırasında çalışanların belgelerini incelerken H-1B hatalarını tespit edebilir.
E-Verify sistemi, I-9 formlarıyla birlikte, çalışanların çalışma yetkisini doğrulamak ve iş yerinde göçmenlik ihlallerini önlemek için kritik bir araçtır.
İşverenlerin, uzaktan çalışma nedeniyle ortaya çıkabilecek uyum sorunlarını önlemek için çalışanlarının çalışma yetkisi belgelerini düzenli olarak kontrol etmeleri gerekmektedir.
Adalet Bakanlığı, Mayıs 2025’te Kurumsal İhbarcı Ödülleri Pilot Programı (Corporate Whistleblower Awards Pilot Program) kapsamında değişiklik yaptı. Federal göçmenlik yasalarını ihlal eden şirketlerin ihbar edilmesine olanak tanıdı. H-1B çalışanları, hak ettikleri ücretleri almadıklarını fark ettiklerinde şikayette bulunabilirler. Bu durum genellikle işverenin LCA’yı yeni çalışma lokasyonuna göre güncellememesinden kaynaklanır.
USCIS, H-1B çalışanlarını adres bilgilerinin alınması için biyometrik randevulara çağırmaktadır. Bu sayede yeni bilgiler, çalışanın ilk başvurusunda verdiği bilgilerle karşılaştırılır. Böylece çalışanın göçmenlik makamlarına bildirmediği adres değişiklikleri tespit edilebilir.
IRS, 2025 yılında hakkında sınır dışı kararı bulunan 47.000 göçmenin bilgilerini ICE ile paylaşmıştır. (The Wall Street Journal. (2025)) Bu kişilerin vergi beyan ettikleri yer ile vize başvurularında belirttikleri çalışma lokasyonları arasında coğrafi tutarsızlık olup olmadığını tespit etmeye yardımcı olmuştur.
Bir çalışan yeni bir işverene geçtiğinde, USCIS yeni başvuruyu incelerken eski H-1B başvurusu ile eyalet vergi kayıtlarını karşılaştırarak önceki işverenden kaynaklanan sorunları tespit edebilir.
EB-5 Göçmen Yatırımcı Programı’nın yapısı, emsal niteliğindeki bir mahkeme kararının ardından köklü bir değişim geçirmiştir. Amerika Birleşik Devletleri’nde yasal kalıcı oturum (Green Card) elde etmek isteyen yabancı yatırımcılar ve girişimciler için bu değişiklikleri anlamak artık bir seçenek değil, başarı için bir zorunluluktur.
Uzaktan çalışma uyumu için doğru kayıt tutmak hayati öneme sahiptir. İşverenler; uzaktan çalışanların iş görevleri, çalışma saatleri, ücretleri ve çalışma lokasyonları hakkında ayrıntılı kayıtlar tutmalıdır. Bu, hem göçmenlik hem de iş hukuku kurallarına uyum sağlamak için gereklidir. Ayrıca, her çalışanın çalışma yetkisinin doğrulanması, public access file belgelerinin güncel tutulması ve Çalışma Koşulları Başvurusu (Labor Condition Application) kapsamında gerekli ilanların yapılması da buna dahildir.
Uzaktan çalışanların istihdam durumundaki değişiklikleri (örneğin adres değişikliği veya görev değişikliği) izlemek için güçlü protokoller oluşturulmalıdır. İşverenler, bu değişiklikleri gerçek zamanlı olarak takip ederek tüm düzenlemelere uyum sağladıklarından emin olmalıdır. Public access file ve istihdam kayıtlarının düzenli olarak denetlenmesi, uyumsuzluklar büyümeden tespit edilmesine yardımcı olur.
İyi kayıt tutma ve etkin doğrulama süreçleri sayesinde işverenler göçmenlik yasalarına uyum sağlayabilir ve uzaktan çalışma kaynaklı risklerden kaçınabilir.
Yapılandırılmış bir uyum programına sahip olmak, şirketinizi denetim yaptırımlarından korur ve iş gücünüzün istikrarını sağlar. İşverenler, uzaktan çalışma ile ilgili yazılı bir anlaşma hazırlamalıdır. Bu anlaşma çalışanların nereden çalıştığını, çalışma saatlerini, iletişim yöntemlerini ve proje yönetimi beklentilerini açıkça belirlemelidir. Bazı vize türleri ve uzaktan çalışma düzenlemelerinde, çalışanın kendi ülkesindeki bir şirketle bağını sürdürmesi önemli bir gerekliliktir. Bu nedenle bu bağların güçlü tutulması kritik öneme sahiptir. Ayrıca işverenler, uzaktan çalışanlar için göçmenlik yasalarına uyumu sağlamak amacıyla HR ve yöneticilere rehberlik edecek yazılı bir politika geliştirmelidir.
Yabancı çalışanlar, adres değişikliklerini 10 gün içinde USCIS’e bildirmek zorundadır. Bordro sisteminde adres güncellendiğinde otomatik uyarılar oluşturan iş akışlarının kullanılması önerilir. HR ekipleri, göçmenlikle ilgili adres değişiklikleri için standart personel güncellemelerinden ayrı özel iletişim kanalları oluşturmalıdır.
İşverenler, uzaktan çalışma ile ilgili tüm kurallara uyumu sağlamak için bir kontrol listesi oluşturmalıdır. Organizasyonunuz, tüm çalışma sahaları için doğrulama prosedürlerini standart hale getirmelidir. Bu kontrol listesi, MSA sınırlarının doğrulanmasını ve yeni lokasyonlar için geçerli ücretlerin belirlenmesini içermelidir. Sadece birkaç hafta süren geçici uzaktan çalışma düzenlemeleri bile belgelenmeli ve doğrulanmalıdır. Yeni bir çalışan yeni adresinde çalışmaya başlamadan önce LCA ilan gereklilikleri doğrulanmalı ve onay süreçleri belgelenmelidir.
HR, hukuk, uyum ve küresel mobilite ekipleri arasındaki iş birliği, birleşik bir karar alma süreci sağlar. Departmanlar arasında düzenli toplantılar yapılması, organizasyonel hazırlığı güçlendirir ve yinelenen başvuruların veya yabancı çalışanlarla tutarsız iletişimin önüne geçer. Bu durumdan en çok etkilenenler genellikle yabancı çalışanlardır.
Her bir H-1B çalışanın fiziksel çalışma lokasyonlarının (ev adresleri ve müşteri sahaları dahil) ayrıntılı kayıtları tutulmalıdır. Elektronik ilanların yönetimi için merkezi bir platform kullanmak, zaman damgaları ve çalışan erişim doğrulaması ile süreci çok daha kolay hale getirebilir.
USCIS, İnsan Kaynakları Yönetimi Derneği (Society for Human Resource Management-SHRM) ve İnsan Kaynakları Sertifikasyon Enstitüsü (HR Certification Institute -HRCI) aracılığıyla mesleki gelişim kredilerine uygun ücretsiz işveren eğitim webinarları sunmaktadır. Eğitimler; I-9 formunun doğru şekilde doldurulması ve ayrımcılık karşıtı kuralları kapsamalıdır. Çalışma yetkisi doğrulama gereklilikleri de eğitim programının bir parçası olmalıdır. Sonuçta her şey uyumu sağlamakla ilgilidir.
İç denetimler, eksik belgeleri ve hatalı doldurulmuş I-9 formlarını tespit etmek için harika bir yöntemdir. Ayrıca, devlet kurumları herhangi bir ihlali fark etmeden önce süresi dolmuş çalışma izinlerini de ortaya çıkarabilir. Tarafsız ve ayrımcı olmayan kriterler kullanılarak her 6-12 ayda bir inceleme yapılması önerilir.
Uzaktan çalışma ve göçmenlik uyumu ile ilgili düzenleyici ortam sürekli değişmektedir. Neredeyse her zaman yeni bir gelişme ortaya çıkmaktadır. İşverenler, göçmenlik hukuku, iş hukuku ve kurum politikalarındaki güncellemeleri yakından takip ederek uyumlarını sürdürmelidir. Bu, USCIS, Çalışma Bakanlığı ve diğer ilgili otoritelerin uzaktan çalışma düzenlemeleri ve geçerli ücret gereklilikleri hakkındaki rehberlerini takip etmeyi içerir.
Vize düzenlemeleri, ücret seviyeleri veya raporlama gerekliliklerindeki değişiklikler, uzaktan çalışma uyumu üzerinde anında etkiler yaratabilir. İşverenler, düzenleyici güncellemeleri düzenli olarak gözden geçirmek ve iç politikalarını buna göre uyarlamak için bir süreç oluşturmalıdır. Deneyimli bir göçmenlik danışmanı ile çalışmak, organizasyonların yeni gelişmelere hazırlıklı olmasını ve tüm istihdam süreçlerinde uyumu sürdürmesini sağlar.
Proaktif ve bilgili kalarak, uzaktan çalışma ve göçmenlik uyumunun karmaşıklıklarıyla başa çıkabilir, riskleri en aza indirebilir ve uzaktan çalışan iş gücünüzü destekleyebilirsiniz.
Tutarlılık anahtardır: iç raporlama sistemleri uygulayın, LCA’ları güncel tutun ve HR ile göçmenlik ekipleri arasında koordinasyon sağlayın. Denetimler, sorunları denetim kurumları fark etmeden önce ortaya çıkarır – bu da herkes için büyük ölçüde stresin azalmasını sağlar.
Son düşünceler: Dikkatli olun ve belgelerinizi güncel tutun. Karmaşık veya spesifik göçmenlik uyumu konularında her zaman nitelikli bir göçmenlik avukatına danışın. Uzaktan çalışma gelişmeye devam ettikçe küresel mobilite programınız uyumlu kalacaktır.
Bu makalenin içeriği yalnızca bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Durumunuza özel rehberlik için nitelikli bir göçmenlik avukatına danışın.
H-1B vizesiyle uzaktan çalıştığınızda, ev adresiniz göçmenlik açısından resmi bir çalışma sahası (worksite) haline gelir. Eğer eviniz, onaylı ofis lokasyonunuzla aynı MSA içindeyse, genellikle değişiklik başvurusu yapmadan evden çalışabilirsiniz. Durum bu kadar basit olmasaydı daha endişe verici olurdu. Ancak MSA dışına taşınırsanız, işvereniniz yeni bir Labor Condition Application (LCA) ve değiştirilmiş bir H-1B başvurusu yapmak zorundadır.
ABD dışında çalışıyorsanız, siz ve işvereniniz ek riskleri göz önünde bulundurmalısınız; örneğin şirket için yurtdışında “vergiye tabi varlık (taxable presence)” veya “kalıcı işyeri (permanent establishment)” oluşabilir, bu da yerel vergi ve uyum yükümlülüklerine yol açabilir – ayrıca ciddi miktarda ek evrak işi gerektirir. Uyum için ülkenizle güçlü bağları sürdürmek ve çalışma lokasyonunuzu belgelemek de önemlidir.
Evet, adres değişikliğinizi taşındıktan sonraki 10 gün içinde USCIS’e bildirmeniz son derece önemlidir. Ayrıca, H-1B vizesindeyseniz ve yeni adresiniz onaylı başvurunuzda belirtilen alanın dışındaysa, işvereninizin sizin o lokasyonda çalışmaya başlamanızdan önce değiştirilmiş bir başvuru ve gerekli belgeleri hazırlaması gerekir. Bunun yanı sıra, yurtdışından çalışmayı planlıyorsanız, bunun vize statünüz ve ülkenizle olan bağlarınız üzerindeki etkilerini de değerlendirmelisiniz.
Hem siz hem de işvereniniz ciddi sorunlarla karşılaşabilirsiniz. Bildirilmeyen taşınmalar; ücret anlaşmazlıkları ve eksik belgeler gibi birçok probleme yol açabilir. USCIS, uzatma başvurusu veya denetim sırasında vergi kayıtlarınızı onaylı çalışma lokasyonlarıyla karşılaştıracaktır. Herhangi bir tutarsızlık tespit edilirse para cezaları, geriye dönük ücret ödemeleri (back pay) veya çalışma izninin kaybı söz konusu olabilir. İşverenler için de sonuçlar oldukça ciddidir – yetkisiz bir ülkeden kısa süreli bile çalışma, ağır cezalar, vergi yükümlülükleri ve çeşitli hukuki sorunlara yol açabilir.
Çalışma Bakanlığı (DOL), çeşitli yöntemler kullanır. Bunlar arasında haber vermeden yapılan saha ziyaretleri, vergi kayıtlarının başvuruda belirtilen çalışma lokasyonlarıyla karşılaştırılması ve çalışan ihbarları yer alır. Ayrıca diğer devlet kurumlarıyla bilgi paylaşımı yaparlar ve denetimler sırasında çalışan adreslerini vergi kayıtlarıyla karşılaştırarak LCA ve H-1B başvurularında belirtilen lokasyonlarla uyumlu olup olmadığını kontrol ederler. Bu süreç, işverenlerin kurallara uymasını sağlamak ve vize sahiplerinin adil şekilde muamele görmesini temin etmek için uygulanır.
H-1B vizeleri, çalışılabilecek lokasyonlar konusunda oldukça katı kurallara sahiptir – çalışma yeri, başvuru ve Labor Condition Application (LCA) içinde belirtilen lokasyonlarla sınırlıdır. Bu alanın dışına çıkılması durumunda değiştirilmiş (amended) başvuru yapılması gerekir.
L-1 vizeleri ise daha esnektir; çünkü LCA gerekliliklerine bağlı değildir, bu da genellikle ek başvuru yapmadan farklı bir lokasyona geçişi mümkün kılar. Ancak L-1 vizelerinin de kendine özgü şartları vardır – örneğin çalışan aynı şirketle yurtdışında bağlantısını sürdürmeli ve kendi ülkesine güçlü bağlarını kanıtlayabilmelidir. Ayrıca yurtdışından çalışma planlanıyorsa, işveren için kalıcı işyeri (permanent establishment) oluşturma riski veya vergi yükümlülükleri gibi ek hususlar da dikkate alınmalıdır.
The Wall Street Journal. (2025, October 30). How the IRS and ICE tussled during Trump’s deportation push.
Akalan Law Firm, PLLC
All Rights Reserved © 2024