Yeni H1B Vize Ücreti Önerisi: 103.265 Doları Kim Ödeyecek?
Yeni H1B Vize Ücreti Önerisi: 103.265 Doları Kim Ödeyecek?
Yeni H1B Vize Ücreti Önerisi: 103.265 Doları Kim Ödeyecek?
◆ Hukuki Rehber · Göçmenlik Hukuku
İşveren temsilcileri bir göçmenlik avukatıyla H-1B belgelerini ve olası başvuru maliyetlerini inceliyor.
ABD İç Güvenlik Bakanlığı, H-1B vizesi için önerilen yeni 103.265 dolarlık ücretin detaylarını açıkladı. Bu makalede, bu ücretin kimler tarafından ödeneceği ve olası etkileri ele alınmaktadır.
📅 27 Ağustos 2026🕒 15 dk okuma📋 Uzman Hukuki Analiz
▸ Yönetici Özeti
ABD İç Güvenlik Bakanlığı, H-1B vizesi için önerilen 103.265 dolarlık yeni bir ücret düzenlemesi yayımladı. Bu ücret, yalnızca çekilişte seçilen çalışanlar için gerçek H-1B dilekçesi sunulması durumunda ödenecek. Öneri, işverenler ve uluslararası mezunlar üzerinde önemli ekonomik etkiler yaratabilir. Kamuoyu görüş bildirme süresi 24 Eylül 2026'da sona erecek ve düzenlemenin kesinleşmesi halinde yürürlük tarihi belirlenecek.
Önerilen ücret, yalnızca çekilişte seçilenler için geçerli.
İşverenler, her bir H-1B dilekçesi için ayrı ücret ödeyecek.
Ücretin yürürlüğe girmesi için DHS'nin nihai düzenlemeyi yayımlaması gerekiyor.
ABD İç Güvenlik Bakanlığı (DHS), son yıllarda H-1B vizesi programına ilişkin en önemli mali değişikliklerden birini önerdi: İşverenlerin yalnızca bir çalışanın çekilişte seçilmesinden sonra USCIS’e yıllık kotaya tabi gerçek bir H-1B dilekçesi sunmaları halinde ödeyecekleri 103.265 dolarlık H1B vize ücreti. 25 Ağustos 2026 tarihinde Federal Register’da yayımlanan önerilen düzenlemeye göre, yıllık H-1B kotasına tabi belirli yeni H-1B başvurularını yapan işverenlerden bu ek ücretin ödenmesi istenebilir. Bu, H-1B çekilişine katılmak için ödenen bir ücret değildir ve şu anda yürürlükte değildir. Ücretin büyüklüğü ve ABD’de yabancı çalışanlara sponsor olan işverenler, yabancı uyruklular, H-1B statüsü elde etmek isteyen uluslararası mezunlar, göçmenlik avukatları ve genel olarak ABD iş gücü piyasası üzerindeki olası etkileri nedeniyle bu öneri H1B vize haberlerinde şimdiden büyük ilgi görmüştür.
Bir işveren, yalnızca çalışanını yıllık H-1B seçim sürecine kaydettirdiği için 103.265 dolar ödemeyecektir. Bu ücret ancak çalışan çekilişte seçildikten ve işveren USCIS’e gerçek H-1B dilekçesini sunmaya karar verdikten sonra gündeme gelecektir. 27 Ağustos 2026 itibarıyla 103.265 dolarlık ücret yürürlükte değildir. DHS yalnızca önerilen bir düzenleme yayımlamıştır. İşverenlerin şu anda bu tutarı ödemeleri gerekmemektedir.
Kamuoyu görüş bildirme süresinin 24 Eylül 2026 tarihinde sona ermesi planlanmaktadır. DHS, görüşleri değerlendirdikten sonra öneriyi değiştirebilir, geri çekebilir veya nihai bir düzenleme yayımlayabilir. Gerçek yürürlük tarihi ancak nihai düzenleme ile belirlenebilir. Aşağıda, önerilen bu H1B vize ücretinin nasıl işleyeceğini, kim tarafından ödeneceğini, hukuki dayanağını, olası mahkeme itirazlarını ve altı haneli bir başvuru maliyetinin işe alım planlarını, uluslararası öğrencilerin kariyer seçeneklerini ve H-1B sponsorluğu kararlarını etkileyebileceği bir ortamda işverenler ile çalışanların şu anda neler yapması gerektiğini açıklıyoruz.
Önerilen H1B vize ücretini anlayabilmek için işverenlerin öncelikle yıllık H-1B sürecinin iki temel aşamasını anlamaları gerekir. İlk aşama kayıt aşamasıdır. Kayıt ücreti her bir yararlanıcı için 215 dolardır ve kayıt sırasında ödenir. Bir işveren, yıllık H-1B seçim sürecinde sponsor olmak istediği çalışanı kaydettirir. Kayıt sayısı genellikle kanunda belirlenen yıllık 85.000 H-1B vizesi kotasını aştığı için, kayıt sayısının bu sınırı geçmesi halinde USCIS çekiliş sistemi kullanır.
İkinci aşama ise yalnızca çalışan çekilişte seçilirse başlar. Bu aşamada işveren, gerçek H-1B dilekçesini USCIS’e sunabilir. Önerilen 103.265 dolarlık ücret bu ikinci aşamada uygulanacaktır.
Basit şekilde ifade etmek gerekirse:
Çalışan H1B çekilişinde seçilmezse: İşveren 103.265 dolar ödemez.
Çalışan seçilir ancak işveren H-1B dilekçesini sunmamaya karar verirse: İşveren 103.265 dolar ödemez.
Çalışan seçilir ve işveren H-1B dilekçesini sunarsa: İşveren önerilen 103.265 dolarlık ücreti öder.
USCIS daha sonra dilekçeyi reddederse: Önerilen düzenleme, yalnızca başvurunun reddedilmiş olması nedeniyle özel bir ücret iadesi hakkı sağlamaz.
Bu nedenle, önerilen düzenlemeyi “103.265 dolarlık H-1B çekiliş ücreti” olarak tanımlamak yanıltıcı olacaktır. Bu ücret çekilişe katılmak için yapılan bir ödeme değildir. Bu, çekilişte seçim gerçekleştikten sonra gerçek H-1B dilekçesinin sunulmasına bağlı olarak ödenmesi önerilen bir ücrettir. Bu nedenle H1B vize çekilişi sonuçlarını takip eden işverenlerin, bir çalışanın çekilişte seçilmesinin tek başına bu ücret yükümlülüğünü doğurmayacağını anlamaları önemlidir. Ücret ancak işveren gerçek H-1B başvurusunu yapmaya karar verirse ortaya çıkacaktır.
2. İşveren Her Çalışan İçin 103.265 Dolar mı Ödeyecek?
Evet. Önerilen düzenleme, her işveren için yılda bir kez ödenecek 103.265 dolarlık tek bir ücret öngörmemektedir. Bu ücret, yıllık H-1B kotasına tabi her bir H-1B dilekçesi için ayrı ayrı uygulanacaktır.
Örneğin, bir şirketin Daniel, Adrian ve Selena adlı üç çalışanı H-1B çekilişine kaydettirdiğini varsayalım. Daniel çekilişte seçilmezse, işveren onun için 103.265 dolarlık ücreti ödemez. Adrian seçilir ancak işveren daha sonra onun H-1B dilekçesini sunmamaya karar verirse, işveren onun için de bu ücreti ödemez. Selena seçilir ve işveren gerçek H-1B dilekçesini sunarsa, işveren Selena’nın başvurusu için önerilen 103.265 dolarlık ücreti öder.
Üç çalışanın da seçilmesi ve şirketin üçü için de H-1B dilekçesi sunması halinde, yalnızca önerilen bu ücretin toplamı: 3 × 103.265 $ = 309.795 $
H-1B süreci, önerilen 103.265 dolarlık yeni ücret hesaba katılmadan önce bile çeşitli zorunlu devlet başvuru ücretlerini içermektedir. Bu ücretlerin toplamı genellikle yaklaşık 2.225 ila 3.595 dolar arasında değişmektedir. Bunlara 780 dolarlık temel USCIS başvuru ücreti, 500 dolarlık dolandırıcılığı önleme ücreti, küçük işverenler için 750 dolar veya daha büyük işverenler için 1.500 dolar olan ACWIA Eğitim Ek Ücreti ve işverenin büyüklüğüne ve türüne göre 300 ila 600 dolar arasında değişen Asylum Program Fee dahildir. Ayrıca, 50 veya daha fazla çalışanı bulunan ve çalışanlarının çoğu H-1B veya L-1 statüsünde olan bazı işverenler için ayrı bir 4.000 dolarlık ücret uygulanmaktadır. Bu nedenle, birden fazla yeni H-1B başvurusu yapan işverenler açısından mali etki oldukça yüksek olabilir.
3. Ücreti Kim Ödeyecek: Çalışan mı, İşveren mi?
DHS’nin önerisine göre, ücreti ödeme sorumluluğu işverene ait olacaktır. Federal düzenlemeler kapsamında sponsor işveren, H-1B vize ücretlerinin çoğunu genel olarak işletme gideri olarak karşılamakla yükümlüdür. H-1B sisteminde dilekçeyi ABD’deki işveren sunar. Yabancı çalışan kendi adına bağımsız olarak H-1B dilekçesi sunmaz. Bu nedenle önerilen ücret, işveren tarafından yapılan H-1B başvurusuna bağlıdır. Dilekçenin hazırlanmasına ilişkin hukuki ücretler de göçmenlik hukuku kapsamında genellikle işverenin sorumluluğundadır.
DHS ayrıca H-1B işverenlerinin sponsor oldukları çalışanlara karşı hâlihazırda ücret ve maaşla ilgili yükümlülükleri bulunduğuna dikkat çekmektedir. Bakanlık, H-1B programını kullanan işverenlerin ek sponsorluk maliyetlerini karşılayabilecek kaynaklara sahip olduğunu varsayıyor görünmektedir. Bu nokta önemlidir; çünkü önerilen H1B vize ücreti, yıllık H-1B kotası kapsamında ilk kez yabancı çalışan istihdam etmenin maliyetini önemli ölçüde artırabilir.
4. Önerilen H1B Vize Ücreti Neden Bu Kadar Yüksek?
Önerilen 103.265 dolarlık tutar, yalnızca tek bir H-1B dilekçesinin incelenmesinin doğrudan maliyetine dayanmamaktadır. DHS, göçmenlikle ilgili daha geniş kapsamlı devlet giderlerini desteklemek amacıyla yılda yaklaşık 8,78 milyar dolar gelir elde etmeyi hedeflemektedir. H-1B başvuruları için önerilen yaklaşık 100.000 dolarlık ücret de bu düzenleme sürecinin bir parçası olarak değerlendirilmektedir. Bakanlık, yılda yaklaşık 85.000 H-1B dilekçesinin yeni ücrete tabi olacağını varsaymaktadır. DHS daha sonra yaklaşık 8,777 milyar dolarlık öngörülen maliyeti 85.000 dilekçeye bölmüştür. Bu hesaplama sonucunda yaklaşık 103.264,57 dolarlık bir tutara ulaşılmış ve DHS bu rakamı 103.265 dolar olarak yuvarlamıştır.
Bu hesaplama önemlidir; çünkü elde edilecek gelir yalnızca USCIS tarafından kullanılmayacaktır. Önerilen gelir, göçmenlikle ilgili giderleri bulunan çeşitli federal kurumların maliyetlerinin karşılanmasına yardımcı olabilir. Bunlar arasında: USCIS, Immigration and Customs Enforcement (ICE), Customs and Border Protection (CBP), göçmenlik mahkemeleri sistemi, ABD Dışişleri Bakanlığı ve Çalışma Bakanlığı bulunmaktadır. DHS, bu ücretin yasal göçmenlik programlarını desteklemeye ve ABD göçmenlik sistemi genelinde yasal göçmenlik programlarıyla bağlantılı olarak ortaya çıkan daha geniş kapsamlı maliyetlerin karşılanmasına yardımcı olacağını belirtmektedir.
Düzenlemenin kesinleşmesi halinde bu konu en önemli hukuki tartışmalardan biri haline gelebilir. Gelecekte bir mahkemeden şu soruya yanıt vermesi istenebilir:
Hükümet, tek bir çalışanın H-1B dilekçesinin işleme alınmasıyla doğrudan bağlantılı olmayan ve çok daha geniş kapsamlı göçmenlik sistemi giderlerini finanse etmek amacıyla bir H-1B işvereninden 103.265 dolar talep edebilir mi?
Bu konu, gelecekteki H1B politikası davalarının merkezinde yer alabilir.
Düzenleme büyük ölçüde mevcut haliyle kesinleşirse, esas olarak ilk kez yıllık H-1B kotası kapsamında bir çalışana H-1B statüsü için sponsor olan işverenleri etkileyecektir. Toplam yıllık yasal H-1B kotası 85.000’dir. Bunun 65.000’i genel kotadan, 20.000’i ise ileri derece mezunları için ayrılan ek kontenjandan oluşmaktadır. Ayrıca, ABD’de uygun nitelikte yüksek lisans veya daha ileri bir derece kazanmış 20.000’e kadar çalışan için ayrı bir kontenjan bulunmaktadır. Önerilen düzenleme bu ileri derece grubuna da uygulanacaktır.
Bu nedenle, ABD’de yüksek lisans derecesi almış bir çalışan, önerilen H1B vize ücretinin kendisi için geçerli olmayacağını varsaymamalıdır. Çalışanın yıllık H-1B kota sürecinden geçmesi gerekiyorsa ve çekilişte seçildikten sonra işveren H-1B dilekçesini sunuyorsa, önerilen ücret uygulanabilir. H-1B dilekçeleri, uzmanlık gerektiren mesleklerde (specialty occupation) çalışacak kişiler için sunulur. Bu tür pozisyonlar genellikle en az lisans derecesi veya buna eşdeğer deneyim ile uzmanlık bilgisinin teorik ve uygulamalı olarak kullanılmasını gerektirir.
6. F-1 Öğrencileri ve OPT Kapsamında Çalışanlar Neden Özellikle Önemli?
Önerinin en önemli etkilerinden biri, ABD üniversitelerinden mezun olduktan sonra Optional Practical Training, yani OPT kapsamında çalışan yabancı öğrenciler üzerinde görülebilir. Bu kişilerin birçoğu H-1B statüsüne geçmeden önce F-1 öğrenci vizesi statüsünde bulunmaktadır.
Örneğin, Türk bir öğrencinin ABD’de yüksek lisansını tamamladığını ve OPT kapsamında bir teknoloji şirketinde çalışmaya başladığını varsayalım. Şirket daha sonra bu çalışanı H1B çekilişine kaydettirir. Çalışan çekilişte seçilmezse işveren 103.265 dolarlık ücreti ödemez. Çalışan seçilir ve işveren onun ilk H-1B dilekçesini sunarsa, düzenlemenin kesinleşmesi halinde işveren önerilen 103.265 dolarlık ücreti ödemek zorunda kalabilir.
Bu nedenle öneri yalnızca ABD dışında yaşayan çalışanlarla sınırlı değildir. ABD’de hâlihazırda yaşayan, eğitim gören ve çalışan uluslararası mezunları da doğrudan etkileyebilir. Bu durum özellikle teknoloji, mühendislik, sağlık, finans, bilim ve araştırma alanlarında önemli olabilir. Yeni ücret, birçok işveren açısından yabancı bir mezunu OPT statüsünden H1B statüsüne geçirip geçirmeme kararını etkileyebilir.
7. H-1B Çalışanı İşveren Değiştirdiğinde Bu Ücret Uygulanır mı?
Genel olarak hayır. Daha önce yıllık H-1B kotasına sayılmış bir çalışanın, yalnızca başka bir işverene geçtiği için normal şartlarda yeniden yıllık H-1B çekilişine katılması gerekmez. Benzer şekilde, mevcut bir H-1B çalışma süresinin uzatılması da normal şartlarda çalışanın yeniden yıllık kotaya sayılmasını gerektirmez.
Bu nedenle sorulması gereken en önemli soru yalnızca şu değildir: “Yeni bir H-1B dilekçesi mi sunuluyor?” Daha doğru soru şudur: “Bu çalışan yeniden yıllık H-1B kotasına tabi mi olacak?”
Cevap hayır ise, önerilen 103.265 dolarlık ücret genel olarak uygulanmayacaktır. Bu ayrım, işveren değiştirmeyi düşünen mevcut H-1B çalışanları açısından önemlidir. Birçok durumda, daha önce kotaya sayılmış bir çalışanın başka bir şirkete geçmesi yeni bir kota başvurusu yerine genel olarak bir H-1B işveren değişikliği, yani “transfer” işlemi niteliğindedir. Bununla birlikte, statünün korunması başvurunun zamanında yapılmasına ve H-1B kurallarına uyulmaya devam edilmesine bağlıdır. Dolayısıyla önerilen düzenleme, her H-1B başvurusuna 103.265 dolarlık ücret getirildiği şeklinde anlaşılmamalıdır.
8. Üniversiteler ve Araştırma Kuruluşları Ne Olacak?
Bazı işverenler normal yıllık H-1B kotasından muaftır. Bunlara üniversiteler, üniversitelerle bağlantılı bazı kâr amacı gütmeyen kuruluşlar, gerekli şartları taşıyan kâr amacı gütmeyen araştırma kuruluşları ve devlet araştırma kurumları örnek olarak verilebilir. DHS, 103.265 dolarlık ücretin yıllık H-1B kotasına tabi dilekçelere uygulanmasını önermektedir. Bu nedenle, normalde yıllık H-1B kotasından muaf olan işverenler genel olarak önerilen ücretin başlıca hedefi olmayacaktır. Bu ayrım, düzenli olarak H-1B çalışanlarına sponsor olan üniversiteler, sağlık kuruluşları ve araştırma kurumları açısından son derece önemli olabilir.
9. USCIS H-1B Dilekçesini Reddederse Ücret İade Edilecek mi?
İşverenlerin bu konuya özellikle dikkat etmesi gerekir. Önerilen düzenleme, USCIS’in daha sonra H-1B dilekçesini reddetmesi halinde işverenin 103.265 dolarlık ücreti otomatik olarak geri alacağını belirtmemektedir.
USCIS başvuru ücretleri genel olarak devletin bir dilekçeyi kabul etmesi, incelemesi, işleme alması ve hakkında karar vermesi karşılığında ödenir. Bu ücretler, başvurunun kesin olarak onaylanmasını garanti eden ödemeler değildir. Bu nedenle USCIS, bir dilekçe reddedildi diye başvuru ücretlerini genellikle iade etmez. Bu kural H-1B dilekçe ücretleri açısından da yaygın olarak geçerlidir. Kurum hatası veya ücretin hatalı tahsil edilmesi gibi sınırlı durumlarda istisnalar söz konusu olabilir. Bu başvuru ücretleri, vize onayı çıkmasa bile genel olarak iade edilmez.
Düzenleme önerildiği şekilde kesinleşirse, bir işveren: 103.265 dolar ödeyebilir, H-1B dilekçesini sunabilir ve daha sonra ret kararı alabilir.
Bu durumda işveren hem çalışanı H-1B statüsünde istihdam etme fırsatını kaybedebilir hem de ödediği yüksek başvuru ücretini geri alamayabilir. Önerilen H1B vize ücretinin ödenmesi, H-1B dilekçesinin onaylanacağını garanti etmez.
10. Önceki 100.000 Dolarlık H-1B Düzenlemesine Ne Oldu?
Mevcut öneriyi anlayabilmek için 2025 yılında getirilen önceki 100.000 dolarlık H1B ücretine bakmak yararlı olacaktır. 19 Eylül 2025 tarihinde Başkan Donald Trump, Presidential Proclamation 10973’ü yayımladı. Bu başkanlık bildirisi, 21 Eylül 2025 tarihinden sonra sunulan belirli yeni H-1B dilekçeleri kapsamında bazı yeni H-1B çalışanlarının ABD’ye girişini, işverenin 100.000 dolarlık ödeme yapması şartına bağladı. Politika 21 Eylül 2025 tarihinde yürürlüğe girdi. H-1B uzatmaları için bu ödemenin yapılması gerekmiyordu. Uzatılmaması halinde yaklaşık 12 ay yürürlükte kalacak şekilde tasarlanmıştı.
Yeni öneride olduğu gibi, önceki 100.000 dolarlık ödeme de yalnızca H1B çekilişine katılmak için alınan bir ücret değildi. Belirli H-1B dosyalarında işverenlerin dilekçeyi sunmadan önce ödeme yapması gerekiyordu ve planlanan istihdam için ödeme yapıldığına ilişkin kanıtın başvuruya eklenmesi şartıyla bu ücret uygulanıyordu. Önceki politika esas olarak ABD dışında bulunan ve H-1B statüsüyle ABD’ye giriş yapmak isteyen belirli yeni H-1B çalışanlarını hedefliyordu. Daha önce verilmiş vizeleri veya önceden onaylanmış H-1B dilekçelerini otomatik olarak geçersiz hale getirmiyordu.
11. Yeni 103.265 Dolarlık Ücret, Önceki 100.000 Dolarlık Düzenlemeyle Aynı mı?
Hayır. Tutarlar birbirine yakın olsa da hukuki yapıları farklıdır. Önceki 100.000 dolarlık ödeme şartı bir Başkanlık Bildirisi yoluyla getirilmişti. Hükümet esas olarak Başkanın yabancı uyrukluların ABD’ye girişini kısıtlama yetkisine dayanmıştı.
Yeni 103.265 dolarlık öneri ise farklı bir hukuki yol izlemektedir. DHS, bu tutarı normal federal düzenleme süreci yoluyla resmi bir H1B vize ücreti olarak belirlemeye çalışmaktadır. Bu kez DHS, daha geniş kapsamlı göçmenlik hukuku yetkileri çerçevesinde hükümete göçmenlik hizmetleri için ücret alma yetkisi veren federal yasalara açıkça dayanmaktadır.
DHS’nin dayandığı temel hükümlerden biri 8 U.S.C. § 1356(m)’dir. Bu hüküm, hükümete göçmenlik ve vatandaşlığa kabul hizmetlerinin sağlanmasıyla ilgili maliyetleri karşılamak amacıyla göçmenlik ücretleri belirleme yetkisi vermektedir. Bu yasal çerçeve aynı zamanda Immigration and Nationality Act (Göçmenlik ve Vatandaşlık Yasası) kapsamında yer almaktadır. Bu, hukuki açıdan önemli bir farktır.
Önceki davada temel soru esasen şuydu: “Kongre, Başkana bu tür bir mali yükümlülük getirme yetkisi verdi mi?” Yeni öneride ise DHS şu görüşü ileri sürmektedir: “Kongre, Bakanlığa göçmenlikle ilgili ücretleri belirleme yetkisini zaten vermiştir.”
Bu durum, yeni öneriye önceki 100.000 dolarlık düzenlemeye kıyasla daha güçlü bir hukuki dayanak sağlayabilir. Ancak bu, yeni düzenlemenin açılabilecek bir davadan otomatik olarak başarıyla çıkacağı anlamına gelmez.
12. Yeni H1B Vize Ücretine Karşı Mahkemede Dava Açılabilir mi?
Evet. DHS düzenlemeyi kesinleştirirse, buna karşı hukuki itirazların yapılması oldukça olasıdır. Ücretten etkilenen işverenler, iş dünyası kuruluşları, üniversiteler ve diğer kurumlar düzenlemeye karşı dava açabilir. Ancak hukuki tartışmanın, önceki 100.000 dolarlık ödeme davasındaki tartışmadan farklı olması muhtemeldir. Önceki dava esas olarak Başkanın böyle bir mali yükümlülük getirme yetkisine sahip olup olmadığına odaklanmıştı.
103.265 dolarlık ücretle ilgili gelecekte açılabilecek bir davada ise şu soru gündeme gelebilir: DHS’nin göçmenlik hizmetleri için ücret alma yetkisi bulunsa bile, bu yetki Bakanlığa daha geniş kapsamlı göçmenlik sistemi maliyetlerini finanse etmek amacıyla H-1B işverenlerinden çalışan başına 100.000 dolardan fazla ücret alma hakkı verir mi? Bu soru, gelecekteki H1B politikası davalarının en önemli konularından biri haline gelebilir.
Bir mahkeme şu hususları inceleyebilir:
ücret ile sunulan hizmet arasında makul bir bağlantı bulunup bulunmadığını;
H-1B işverenlerinin diğer göçmenlik programlarıyla bağlantılı maliyetleri finanse etmelerinin hukuken zorunlu tutulup tutulamayacağını;
DHS’nin 103.265 dolarlık tutarı hesaplarken makul bir yöntem kullanıp kullanmadığını;
DHS’nin kamuoyu görüşlerini yeterince dikkate alıp almadığını;
DHS’nin düzenlemenin küçük işletmeler üzerindeki yükünü gerektiği şekilde analiz edip etmediğini.
DHS’nin kendi ekonomik analizi de önerinin küçük işverenler üzerinde ciddi etkiler yaratabileceğini kabul etmektedir. Bakanlık, yaklaşık 11.051 küçük işletmenin, yani analiz edilen küçük işletmelerin yaklaşık %76’sının, önemli ölçüde ekonomik etki yaşayabileceğini tahmin etmektedir. Bu durum, önerilen ücretin H-1B vizesinin ABD’deki işler üzerindeki etkisi bakımından daha geniş sonuçlar doğurmasının nedenlerinden biridir. Eğer bu ücret H-1B sponsorluğunu küçük işverenler açısından ekonomik olarak uygulanamaz hale getirirse, büyük şirketler yabancı yeteneklere sponsor olmaya küçük rakiplerine kıyasla daha güçlü bir şekilde devam edebilir.
13. Önceki 100.000 Dolarlık Ücret ile Yeni 103.265 Dolarlık Ücret Aynı Anda Uygulanabilir mi?
Teorik olarak evet. DHS, yeni önerisinde, bir işveren hem Başkanlık Bildirisi kapsamında gereken bir ödemeye hem de yeni 103.265 dolarlık ücrete tabi olursa, her iki ödemenin de ayrı ayrı yapılması gerekeceğini belirtmektedir. Ancak bugün durum böyle değildir. Önceki 100.000 dolarlık ödeme şartı, federal mahkeme kararı nedeniyle şu anda uygulanmamaktadır.
Bununla birlikte, hükümetin temyiz davasını sonuçta kazandığını, önceki politikanın yeniden uygulanabilir hale geldiğini veya benzer bir politikanın yenilendiğini varsayalım. Yeni 103.265 dolarlık ücret de kesinleşirse, teorik olarak her iki ücretin aynı H-1B dosyasına uygulanması mümkün olabilir. Bu durumda ek federal maliyet şu tutara ulaşabilir: 100.000 $ + 103.265 $ = 203.265 $
Normal H1B vize ücretleri ise bunlardan ayrıca ödenmeye devam edecektir. Ancak bu yalnızca varsayımsal bir ihtimaldir. İşverenlerin şu anda her iki tutarı birlikte ödeme yükümlülüğü bulunmamaktadır.
14. Yeni H1B Vize Ücreti Ne Zaman Yürürlüğe Girebilir?
Şu anda kesinleşmiş bir yürürlük tarihi bulunmamaktadır. 25 Ağustos 2026 tarihinde yayımlanan metin yalnızca önerilen bir düzenlemedir. Nihai düzenleme değildir. Kamuoyu görüş bildirme süresinin 24 Eylül 2026 tarihinde sona ermesi planlanmaktadır. Bu tarihten sonra DHS sunulan görüşleri değerlendirecektir. Bakanlık öneriyi değiştirebilir, nihai bir düzenleme yayımlayabilir, süreci erteleyebilir veya öneriyi tamamen geri çekebilir.
DHS nihai bir düzenleme yayımlarsa, yeni H1B vize ücretinin ne zaman yürürlüğe gireceği bu düzenlemede belirtilecektir. DHS, mali etkilerine ilişkin hesaplamalarını 2027 Mali Yılı'ndan itibaren başlayacak şekilde modellemiştir. Ancak bu, ücretin otomatik olarak 1 Ekim 2026 tarihinde yürürlüğe gireceği anlamına gelmez. Gerçek yürürlük tarihi, DHS nihai düzenlemeyi yayımlayana kadar bilinmeyecektir.
Bu nedenle: İşverenlerin şu anda 103.265 dolarlık ücreti ödeme yükümlülüğü bulunmamaktadır. Bu nokta özellikle önemlidir; çünkü “yeni H1B ücreti” veya “H1B vize ücretleri 103.265 dolara yükseldi” gibi başlıklar, okuyucularda bu ödemenin hâlihazırda zorunlu olduğu yönünde yanlış bir izlenim yaratabilir. Şu anda zorunlu değildir.
Sonuç
Önerilen 103.265 dolarlık H1B vize ücreti, DHS düzenlemeyi kesinleştirirse H-1B sponsorluğunun ekonomik yapısını önemli ölçüde değiştirebilir. Ancak bazı noktaların açıkça anlaşılması gerekir. 103.265 dolarlık ücret şu anda yürürlükte değildir. Bu, DHS tarafından sunulan bir öneridir. H1B çekilişine katılmak için ödenen bir ücret değildir.
Çalışan çekilişte seçilmezse, işveren önerilen ücreti ödemez. Çalışan çekilişte seçilir ancak işveren H-1B dilekçesini sunmamaya karar verirse, işveren önerilen ücreti ödemez. Çalışan seçilir ve işveren gerçek H-1B dilekçesini sunarsa, düzenlemenin büyük ölçüde mevcut haliyle kesinleşmesi durumunda önerilen 103.265 dolarlık ücret ödenmesi gereken bir yükümlülük haline gelecektir. USCIS daha sonra dilekçeyi reddederse, yalnızca bu ret kararı işverene otomatik olarak ücret iadesi hakkı sağlamayacaktır.
Bu öneri ayrıca 2025 yılında getirilen önceki 100.000 dolarlık H1B ücreti ile karıştırılmamalıdır. Önceki ödeme, bir Başkanlık Bildirisi yoluyla getirilmişti ve Başkanın ABD’ye girişi kısıtlama yetkisine dayanıyordu. Massachusetts’teki bir federal mahkeme, Kongre’nin Başkana bu tür büyük bir mali yükümlülük getirme yetkisini açıkça vermediği sonucuna vardı ve politikayı uygulamaya koyan federal kurum işlemlerini iptal etti. First Circuit Temyiz Mahkemesi de daha sonra hükümetin temyiz süreci devam ederken bu kararın yürürlüğünü durdurmayı reddetti.
Yeni 103.265 dolarlık öneri ise farklı bir hukuki yaklaşım izlemektedir. DHS bu kez, federal hükümete göçmenlikle ilgili ücretleri belirleme konusunda açıkça yetki veren yasal düzenlemelere dayanmaktadır. Bu durum öneriye daha güçlü bir hukuki temel sağlayabilir.
Ancak aynı zamanda yeni bir hukuki soru ortaya çıkarmaktadır: DHS, göçmenlik ücretlerini belirleme yetkisini kullanarak, daha geniş kapsamlı federal göçmenlik sistemindeki milyarlarca dolarlık maliyetleri finanse etmek amacıyla bir H-1B işvereninden çalışan başına 103.265 dolar talep edebilir mi? Önerilen düzenleme kesinleşirse, bu soru H-1B politikasıyla ilgili bir sonraki büyük hukuki mücadelenin merkezinde yer alabilir.
İşverenler, yabancı profesyoneller, uluslararası mezunlar ve H1B vize haberlerini takip eden herkes açısından şu anda en önemli adım, öneriler ile hâlihazırda yürürlükte olan kuralları birbirinden ayırmak ve DHS’nin nihai kararını dikkatle takip etmektir.
Bu makale yalnızca bilgilendirme amacıyla sunulmaktadır ve hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. Göçmenlik hukuku karmaşık ve duruma özgüdür. Bireysel durumunuz hakkında lisanslı bir göçmenlik avukatına danışmanızı öneririz.
Bu makale, Akalan Law Firm Kurucusu ve Göçmenlik Hukuku Uzmanı Avukat Yasin Bilgehan Akalan tarafından kaleme alınmıştır.